Kontrol, liderlik için vazgeçilmez görünür. Ama bir noktadan sonra onu bırakan değil — onu tutmaya devam eden lider tehlikededir.
Kontrol, doğru kullanıldığında kaldıraçtır. Yanlış kullanıldığında yüktür. İkisini birbirinden ayıran çizgi, çoğu liderin geçtiğini fark etmediği çizgidir.
Kontrolün Cazibesi
Liderler kontrolü seviyor — çünkü çalışıyor. En azından başta.
Kariyer boyunca kontrol, doğruluk sinyali olarak pekişiyor: Kontrol ettim, doğru çıktı. Kontrol ettim, risk önlendi. Kontrol ettim, sonuç geldi. Bu pekişme süreciyle kontrol, bir araç olmaktan çıkıp kimliğin bir parçası haline geliyor.
Ve kimlik haline gelen şeyi bırakmak, artık stratejik bir karar değil — psikolojik bir kayıptır.
Kaldıraç mı, Yük mü?
Kontrolün kaldıraç mı yük mü olduğunu belirleyen tek soru şudur: Bu kontrol kimin kapasitesini artırıyor?
Kontrolünüz başkalarının kapasitesini de geliştiriyorsa → Kaldıraç
Yük haline gelen kontrol şunu üretir: Lider olmadan çalışmayan ekipler. Lider gittiğinde duran kurumlar. Lider büyüdükçe küçülen organizasyonlar.
Bırakmanın Zorluğu
Kontrolü bırakmak, güvensizlik değildir. Ama öyle hissettirir.
Liderlik psikolojisinde bu his, "sorumluluk yanılsaması" olarak tanımlanır: Bırakırsam kötü gidecek. Ben yaparsam daha iyi olacak. Bu his, çoğu zaman doğru değildir — ama her zaman gerçektir.
Kontrolü stratejik olarak bırakan lider şunu kabul eder: Kısa vadede daha kötü sonuç alınabilir. Ama uzun vadede kendi yerine geçebilecek bir ekip inşa edilir.
Kaldıraç, gücü büyütür. Yük, güçlüyü küçültür.
Elmas da kömür de basınç altında şekillenir. Fark içindeki yapıdadır. Kontrol, o yapıyı desteklemeli — taşımamalı.
— Gökhan Gülatik
Bu yazı Liderlik Serisi'nden ilham almıştır.
Kitap Serisi →